
T.C. ANAYASA
MAHKEMESİ
Başvuru No : 2015/17659
Karar Tarihi : 20.06.2019
R. Gazete
Tarih ve Sayı : 26.07.2019 – 30843
.
.
.
.
.
.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru izin alınmaksızın yurt içine nakit döviz sokulmaya teşebbüs edilmesi kabahatine dayalı olarak idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
.
.
.
.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucular Suriye uyruklu olup Mersin Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren A. Otomotiv Yedek Parça Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.nin (A. Şirketi) ortaklarıdır.
11. Bu şirketin 3.000.000 TL değerindeki 6.000 hissesi başvuruculardan M.K ve Z.A.ya ait iken bu kişiler tarafından 17/10/2014 tarihinde Mersin 6. Noterliğinde düzenlenen sözleşmeyle bazı hisselerin satış işlemleri yapılmıştır. Buna göre;
i. Başvurucu M.K 480 hissesini 240.000 TL karşılığında Z. H.'a, 840 hissesini 420.000 TL karşılığında T. H.'a, 840 hissesini 420.000 TL karşılığında M.H.ye,
ii. Şirket ortaklarından Z.A. 960 hissesini 480.000 TL karşılığında R. H.'a, 840 hissesini 420.000 TL karşılığında Z.H.'a, 360 hissesini 180.000 TL karşılığında Z. H.a satmış,
bu satış işlemleri ..... tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
12. Mersin Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü Gümrük Muhafaza Bölge Amirliği personeli tarafından .......tarihinde yapılan çıkış kontrolleri sırasında araç çıkış kapısına gelen ...... plakalı aracın bagajında iki adet çanta içerisinde 630.000 Amerikan Doları (Dolar) ve 11.200 TL nakit para bulunmuştur. Araç içerisinde başvuruculardan ...... ve ..... ile B.A., KA. ve A.Y.S. bulunmaktadır. Araçta bulunanlar bu paranın A. Şirketine ait olduğunu beyan etmişlerdir.
13. Gümrük görevlilerince Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının (Cumhuriyet Başsavcılığı) talimatıyla 20/10/2014 tarihinde bu paraya el konulmuş, el koyma kararı Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/10/2014 tarihli kararıyla onaylanmıştır.
14. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2014 tarihinde, eylemin idari yaptırımı gerektirdiği kanaatiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
15. Başvurucular el koyma kararının kaldırılması için Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğine itirazda bulunmuşlardır. Sulh Ceza Hâkimliği 7/10/2015 tarihinde itirazın kabulü ile el koyma kararının kaldırılmasına ve el konulan 630.000 Dolar ile 11.200 TL nakit paranın başvuruculara iadesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, itiraz konusu kabahatin konusunu oluşturan 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun kapsamında mülkiyetin kamuya geçirileceğine veya müsadere edileceğine dair bir hükmün mevcut olmadığı vurgulanmıştır.
16. Cumhuriyet Başsavcılığı 18/2/2015 tarihinde, 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesinin üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarına göre kabahat işledikleri gerekçesiyle başvurucuların ayrı ayrı 715.169 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
17. Başvurucular 4/3/2015 tarihinde bu karara Mersin 1. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz etmişlerdir. Sulh Ceza Hâkimliği konu hakkında bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Gümrük alanında uzman bilirkişinin 21/5/2015 tarihli raporunda, söz konusu nakit paranın banka aracılığıyla gönderilmesi imkânı varken çanta içinde nakit olarak Mersin Serbest Bölgesinden ülkeye sokulması sırasında yakalandığı belirtilmiştir. Bilirkişiye göre itirazda bulunanlar söz konusu paranın yolcu beraberinde taşındığını ileri sürmüşlerse de bu kişiler ilgili mevzuatta tarif edilen yolcu tanımına uymamaktadır. Bilirkişi bu sebeple itiraza konu kararın yanlış olduğunun söylenemeyeceğini ifade etmiştir.
18. Sulh Ceza Hâkimliği 6/7/2015 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunun yeterli olduğuna değinilmiş ve bu rapora itibar edilerek idari yaptırımın usul ve kanuna uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
19. Başvurucuların bu karara karşı yaptıkları itiraz da Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/10/2015 tarihli kararıyla ilgili kararın usul ve kanuna uygun olduğu, itiraz gerekçelerinin ise yerinde olmadığı belirtilerek reddedilmiştir.
20. Nihai karar 5/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucular 16/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
.
.
.
.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
55. Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin ilkeleri ortaya koyduğu Orhan Gürel başvurusunda daha önce benzer bir şikâyeti ölçülülük bağlamında incelemiştir (Orhan Gürel, §§ 54-65).
56. Anılan kararda, müdahalenin belirtilen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olduğu ve fiilin kabahat olarak düzenlenerek yalnızca idari para cezası uygulandığı dikkate alındığında müdahalenin gerekli olmadığının söylenemeyeceği vurgulanmıştır. Müdahalenin orantılılığı yönünden ise başvurucuya idari para cezası kararına karşı iddia ve savunmalarını etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanındığı, derece mahkemelerinin kararlarının ise keyfî veya öngörülemez nitelikte olmadıkları tespit edilmiştir. Son olarak fiilin kabahat olarak düzenlenip idari yaptırım öngörülmesiyle korunan hukuki menfaatin yalnızca gümrük makamlarına bildirim ve izin yükümlülüğüne uyulmasını sağlamak olduğu kabul edilmekle birlikte başvurucunun yanında taşıdığı dövizin fiil tarihi itibarıyla değerinin yarısı tutarında idari para cezası verildiğine ve başka bir yaptırım da uygulanmadığına özellikle vurgu yapılmıştır. Bu koşullar altında mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır (Orhan Gürel, §§ 54-65).
57. Benzer bir şikâyete ilişkin somut olayda da aynı ilkelerin uygulanması gerekmektedir. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına konu dövizin başvurucular tarafından nakit olarak yurt içine getirilmek istenirken ele geçirildiği kamu makamlarınca tespit edilmiştir. Nitekim başvurucular da bu olguyu inkâr etmemektedir. Buna göre başvurucular 630.000 Dolar tutarındaki dövizi nakit olarak yurt içine getirmek istemiş ancak bu hususta önceden gümrük makamlarına bir bildirimde bulunmamış, izin de almamışlardır. Başvuruculara bu sebeple 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci ve yedinci fıkralarına göre ayrı ayrı idari para cezaları verilmiştir.
58. Öncelikle başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı savunma yapamadıklarına ve itirazlarını etkin bir biçimde ortaya koyamadıklarına dair bir şikâyetlerinin bulunmadığı görülmektedir. Başvurucular yurt içine döviz getirmenin yasak olmadığını belirterek verilen idari para cezalarının kanuna aykırı olduğunu belirtmişlerdir. Ancak hukuk kurallarının yorumu bakımından Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi kural olarak sınırlı olup açıkça keyfî veya bariz takdir hatası içermediği sürece bu alana müdahalesi söz konusu olamaz. Bu bağlamda derece mahkemelerince olay tarihi itibarıyla yurt dışına döviz alışverişinin bildirim yapılarak izin alınmak kaydıyla mümkün olduğu, somut olayda ise 1567 sayılı Kanun'un 1. ve 3. maddeleri ile Bakanlar Kurulunun 32 sayılı Kararı'nın yorumuna dayalı olarak bu izin usulüne uyulmadığı kabul edildiğine göre bu kararların keyfî veya öngörülemez oldukları söylenemez.
59. Bununla birlikte somut olayda başvuruculara ayrı ayrı olmak üzere 715.169 TL tutarında para cezası verilmiştir. Bu para cezalarının yine O.G.başvurusuna konu olayda olduğu gibi tespit edilen nakit dövizin fiil tarihindeki rayiç değerinin yarısı tutarında olduğu anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu para cezaları tek bir olaydan dolayı verilmiştir. Böylece gümrük makamlarına bildirilmeyen 630.000 Dolar (1.426.200 TL) tutarındaki para için toplam olarak 5.006.183 TL tutarında idari para cezası uygulanmıştır.
60. Başvuru konusu olayda kamu makamlarınca başvuruculara herhangi bir suç isnadında bulunulmadığı gibi başvurucuların yanında taşıdıkları dövizin kara paranın aklanması, terörizmin finansmanı, uyuşturucu kaçakçılığı veya başka suç faaliyetlerinde kullanıldığı ya da herhangi bir suçtan elde edildiği gibi bir iddia da söz konusu değildir. Bu bağlamda idari para cezası verilmesiyle korunan hukuki menfaat yalnızca gümrük makamlarına bildirim ve izin yükümlülüğüne uyulmasını sağlamaktır. Nitekim Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu fiil nedeniyle başvurucular hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucular ayrıca paranın meşru yollardan elde edildiğine dair belgeler sunmuş, kamu makamları da bunun aksini gösterir bir tespitte veya suçlamada bulunmamışlardır. Yurt içine döviz getirilmesinin söz konusu olduğu olayda başvurucuların yanında taşıdıkları dövizin gümrük makamlarına bildirilmemesinin Türk parasının korunması anlamında bir zarara da yol açmadığı söylenebilir.
61. Anayasa Mahkemesi uluslararası sözleşmelerin bir gereği olarak suçla mücadele bakımından bildirimsiz ve izinsiz nakit akışının kontrolü bakımından ayrı bir önem taşıdığını ve devletin idari para cezalarının düzenlenmesi ve uygulanması alanında geniş bir takdir yetkisinin olduğunu kabul etmiştir (Orhan Gürel, § 63). Ancak bu takdir yetkisinin kullanımının mülkiyet hakkının korunmasının gerekliliklerine uyulması gibi bir sınırı da bulunmaktadır. Buna göre müdahalenin yukarıda da değinildiği üzere mülk sahiplerine şahsi olarak aşırı bir külfete de yol açmaması gerekmektedir.
62. Somut olayda ise ele geçirilen paranın yaklaşık 3,5 katı oranında bir para cezasının uygulandığı görülmektedir. Aynı olaydan ve fiilden kaynaklandığı hâlde kabahatin işlenişine birden fazla kişinin iştirak ettiği gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre başvurucuların her biri hakkında ayrı ayrı olmak üzere idari para cezaları uygulanmıştır.
63. Sonuç olarak başvuruya konu şikâyet, O.G. başvurusunda ortaya konulan ilkeler ile değerlendirildiğinde somut olayın koşulları sebebiyle farklı bir sonuca ulaştırmaktadır. Şöyle ki; başvurucular müdahaleye kendi kusurlarıyla yol açmış ve fiilin sonuçları öngörülebilir olsa dahi somut olayda başvuruculara uygulanan idari para cezalarının toplam miktarı bildirime konu edilebilecek paranın çok üzerinde bir miktardır. Hâlbuki bu fiilin koruduğu hukuki menfaat yalnızca bildirim ve izin yükümlülüğünü sağlamaktan ibarettir. Buna göre verilen idari para cezası, -somut olayın koşulları altında- yaptırımın koruduğu hukuki ve maddi menfaat birlikte değerlendirildiğinde başvurucular yönünden şahsi olarak aşırı bir külfete yol açmaktadır.
64. Sonuç olarak başvuruculara yurt içine izinsiz döviz getirilmesine teşebbüs edilmesi nedeniyle idari para cezaları verilmesi şeklindeki mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin, içerdiği kamu yararı amacı ve kamu makamlarının bu alandaki geniş takdir yetkisine rağmen başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakları ile müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı arasında olması gereken adil denge başvurucular aleyhine bozulmuş olup müdahale ölçülü değildir.
65. Açıklanan gerekçelerle
Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine karar verilmesi gerekir.
.
.
.
.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,